Chaos Online
9.18.2009 · Kategori: Oyun
Chaos Online Açıldı Köyünüzü Kurun ve Savaşa Başlayın Hemen Ücretsiz Üye Olun.
Korku Filmleri
2.8.2007 · Kategori: Eglence
1 - Eğer filmde genç bir kız ve o kızın sevişme sahnesi varsa,
gece olmadan o kız mutlaka ölecektir.
2 – Filmin bir sahnesinde "Kimse
var mı?" diye bağıran karakteri büyük bir “sürpriz” beklemektedir. “Sürpriz”in
elinde balta veya tabanca vardır ve soruyu soran bahtsız arkadaşın nerede
olduğunu biliyordur. Aynı şekilde "Sen burada bekle ben bir bakıp geleyim"
diyenler hiçbir zaman geri gelmez.
3 - "Galiba bu sefer öldü artık
kaçmama gerek yok" diye düşünen kurbanlar, katilin son bir defa dirilip
izleyicilerin yüreğini hoplatacağını gözardı etmektedir… Artık kimse bu tür
sürprizlere şaşırmaz zannetseniz de, o sahne filmin en heyecanlı bölümüdür
aslında.
4 - Filmin son sahnesinde, katilin vücudundaki 82 kurşun
yarasına ve kopmuş kafasına bakarak kesin öldü zannetseniz de katil mutlaka son
bir titreme yapar… Stüdyo bir iki yıl sonra filmin devamı çekmeye karar verirse
diye…
5 - İri göğüslü genç kızlar katilden kaçarken mutlaka takılıp
düşerler. (yer çekiminden olsa gerek!)
6 - Zavallı kurban katilden
kaçabilmiş ve arabaya ulaşabilmiş ise arabanın motorunun ilk seferde
çalışmayacağından emin olabilirsiniz. Araba ancak katil kapıyı açmak üzereyken
çalışır ama o durumda bile katilin arka koltuğa atlamasına engel olunamaz.
Dolmuşa Binme Teknikleri
2.8.2007 · Kategori: Eglence
*Binerken, en arka sıraya oturunuz ki para uzatma organizasyonunda uzatan değil
başlatan olunuz. Bu, dolmuşun icadıyla icat olunmuş bir altın kuraldır.
Piramitlerdeki duvar resimlerinde bile, Nil üzerindeki kanolarda arka koltuğu
kapmaya çalışan Mısırlılar resmedilmektedir.
*İneceğiniz yere
yaklaştığınızda, şöför hala kendini kaptırmış sol şeritten gitmekteyse,
ineceğiniz yeri "ışıklar", "okul kapısının önü", "ilk köşe" gibi spesifik
ifadeleri kullanarak haykırın. "Müsait bir yerde" derseniz, inmek istediğiniz
yerden an aşağı 200 metre ileride iner ve geriye yürürsünüz. Tam olarak
söylerseniz, en azından uzakta indirildiğinizde küfür etme şansınız olur,
yürüyeceğiniz yol size daha kolay gelir.
*Şöförün yanındaki koltuğa
oturup rahat edeceğinizi düşünüyorsanız, düşünmeyin. çünkü yanınıza birisi daha
gelecektir. Yeni gelen koltuk kardeşinize (o gibi bir mekanda kardeşlik
kaçınılmazdır) az ileride ineceğinizi söyleyip, onu şöförün yanına oturtun.
Böylece para uzatma organizasyonunda (bkz. ilk madde) son nokta olmaktan
kurtulursunuz. Unutmayınız uzatılan paraların, para üstleri de mevcuttur ki
şöför arkaya dönemediğinden (bkz. dönerken direksiyonu da döndüren şöförün, sağ
şeritten gelmekte olan taksiye çarpma hali... bakınız bakınız bulursunuz elbet),
siz sürekli kendi etrafınızda dönerek para üstü zincirini başlatmak zorunda
kalırsınız.
*Önde iki kişi otururken başıma gelen bir hadisede, para
saymakta olan şöför, benden vitesi ikiden üçe takmamı rica etmiştir. Böyle bir
ricayla karşılaşırsanız düşünmeyin takın. Yazık, adamın elleri dolu. Ama
direksiyonu da tutmanızı isterse bir düşünün. Hele bir de şöför size "Müsait bir
yerde inecek var" derse, artık düşünmenize gerek yoktur, kabul etmeyin.
*Minibüste kız kesme, diğer tüm toplu taşım araçlarından daha zordur.
Çünkü herkes aynı yöne dönük oturmaktadır. İlla da kesmeliyim diyorsanız,
kalabalık bir minibüste ayakta durun. Ancak bu şekilde kızın yüzünü görme
şansınız vardır. Ayrıca, yer boşaldıkça oturmayıp insanların oturmalarına izin
verdiğiniz için, kibar bir kişi bile sayılabilirsiniz bu yöntemle. Ama ne yazık
ki, boş koltuk varken oturmayan yolcu, minibüs şöförünü yoldan çıkaran yegane
şeydir. Israrla size oturmanızı söyleyecektir. "Basurum var", "Kiloluyum,
sığamıyorum" gibi bahaneler vız gelir, tırıs gider. Şöför, "Ya Otur, Ya Terket"
tavrını korur.
* "Müsait bir yerde inecek var" ı, "Uygun bir yerde
inecek var" şeklinde söylemeyin. Bu cümle, şöförün kafasındaki "DURACAK"
lambasını yakmaz. Yine geç iner yürürsünüz.
*Sarhoş birisiyle aynı
dolmuşta iseniz (ki genelde geç saatte taksimden kalkan dolmuşlarda
kaçınılmazdır) ve sarhoş değilseniz, kokudan korunmak için pencere kenarına
oturun. Gerçi İstanbul' da kullanılmakta olan ford marka dolmuşlar, insanlar
için değil fotosentezle yaşayan canlılar için yapılmış olduğundan, oksijen
ihtiyacı düşünülmemiş arkadaki 7 kişi için bir pencere yeterli görülmüştür. O
pencere de sulama için kullanılıyor sanırım. Dikkat edin üzerinize gübre
gelmesin.
*Siz sarhoşsanız:
a)Şöföre "Hangi duraktansın
abi?" diye sormayın, cevap vermeyecektir. (Bunu taksicilere sormanız
gerekmektedir.)
b)Şöförün kapısından inmeye çalışmayınız. O kapı şöföre
aittir. Şöför, bu çabanıza, "O, benim 'özel'im birader" diyerek (bkz: televole
kültürü) veya hiçbirşey demeden doğrudan sizi pencere camından çıkararak
karşılık verebilir.
c)Dolmuşa kusmayınız. Taksim-Kadıköy gibi köprüden
geçen dolmuşlarda sarhoş bir gece yolcusu iseniz ve kusma hissi kaçınılmazsa
köprüye kadar sabrediniz (köprüden geçene kadar şöföre dayı demenize gerek
yoktur, işkillendirmeyin adamı). Zira şöför sizi attığında geri kalanını
yürüyebilirsiniz. Yollar yürümekle aşınmaz, sarhoş insanın ayakları acımaz.
Köprüden evvel kusarsanız, sarhoş sarhoş boğazı yüzerek geçmeyi denemeyiniz.
Suyun üzerinde yürümeyi de denemenizde fayda yoktur. İçki insanı peygamber
yapmaz.
d)Önde kafasını sallayan köpek süslerinden varsa ona çok
bakmayınız, bu da kusmanıza sebep olabilir. İşin ilginci bu gibi durumlarda,
sizin de kafanızı sallayarak kusmanızdır. Varolan tek pencereye yakın oturmanız,
olayın rezalet boyutunu azaltacaktır. Arkada 7 sarhoş ve 1 pencere varsa (bkz:
taksim-kadıköy dolmuşu), diğerleri de oraya oturmaya çalışacaklarından omuz
omuza mücadeleden kaçınmayınız. Dolmuşa binmek sert bir spordur kolay kolay faul
çalınmaz.
e)Eve beraber gitmek üzere bir kızla dolmuşa bindiyseniz, onu
elbisesinin bir yerinden sıkıca tutunuz. Bu, aniden sızmanız gibi hallerde, onun
sizi dolmuşta unutmasını engelleyecektir. (o da içmiştir tabi, n'apsın kız, ayık
kalsın da bu rezilliklere insan gözüyle tanıklık mı etsin)
Bir Karafatmanın Günlüğü
2.8.2007 · Kategori: Eglence
Dün gece yine ölümle burun buruna geldim. Kendime bir
zarar
geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar
sonra. Biz aksam yemegimizi
genelde saat 11-12 gibi
yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden
geç
vakitlere kadar oturup yatmadilar. Neyse ki konuklarin
gitmesiyle
birlikte uykuya daldilar. Bir süre
ortaligin sakinlesmesini bekleyip,
yiyecek
toplamaya basladim. Bugün misafirler geldigi için
menü çok
zengindi. Pasta ve börek kirintilarina
bayiliriz. Her neyse ben nevaleyi
toplarken
birden mutfagin isigi yandi ve "Aaaaaa! Karafatma"
diye bir ses
duydum.
Salak adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti.
Benim adim
Ismail. Böyle seyler delikanliyi bozar.
Hadi beni karimla karistirdin
diyelim. Sen ne kadar
korkak bir adamsin. Benim kaç katim
büyüklügünde
olmana ragmen bu bagiris da ne böyle? O korkunç
sesin
kesilmesiyle birlikte,sanki ben ona bir şey yapmisim
gibi beni
kovalamaya basladi. Inanin o kadar da
dikkat ediyorum, tabak, çanak bardak
üzerinde
dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen
diyorum ki
bu giciklarin misafiri Geldiginde git
>ortalarda dolas böylelikle
utanilacak duruma
düssünler..Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun,
ekmek
yedigin tekneye kötü gözle bakmamak
gerekir.
Ben eve geldigim ilk
yillari hatirliyorum da ne
güzeldi o günler. Rahmetli kayinbabam ve
kayinvalidem
beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik,
çünkü ev
sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple
evin her yerinde serbestçe
dolasabiliyorduk. Hatta
Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz
günlerde
oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi
bilmem ama o
hep yüregimizde yasayacak. Riza amcanin
durumu pek iyi sayilmazdi, memur
emeklisiydi. Bu evde
rahmetli karisininmis,bu yüzden yiyecek konusunda
bu
kadar fazla seçenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve
huzurluyduk.
Riza
amca bir gün görünmez kazaya kurban
gitti.Gerçi onun için bütün kazalar
görünmezdi. Riza
amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik.
Karsi
komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini
asmisti. Biz de bunu firsat
bilip ceketin cebine
girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte
mezarliga
dogru yola koyulduk. Riza amcanin üç tane oglu vardi
ama bugüne
kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi.
Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa
çikardilar.
Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi. Eve
ayak
basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi
öldürmeleri bir oldu. Adam sonra
igrenerek cansiz
bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi
çok
temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra
ellerini yikamadigina
defalarca sahit oldum.
Simdilerde kendine üzerinde rahmetli
kayinvalidemin
resmi olan bir ilaç almis, durmadan üzerimize sikip
duruyor
Kayinvalidem Sultan hanim gençliginde
fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin
üzerinde
resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de
oynamisti. Ama
evlenince mecburen birakti. Çünkü
kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.
Bugüne kadar
rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk,
artik daha
fazla dayanacak halimiz kalmadi. Ese dosta
haber saldik. Kendimize göre bir
ev bulur bulmaz
tasinacagiz buradan. Belki de sizin evinize
yerlesiriz
hayat bu belli mi olur?
Evliliğin Evrimi
2.8.2007 · Kategori: Eglence
1. yıl:
Koca şöyle der:
"Oooo sevgilim, böyle
kesik kesik öksürmen beni endişelendiriyor.. bilmiyo musun artık heryerden her
türlü mikrobu kapabiliyoruz.. işimizi şansa bırakamayız şimdi doğruca hastaneye
gidiyoruz..seni bi görmelerini istiyorum, sanırım birkaç gün orda dinlenmen
gerekicek.. biliyorum hastane yemekleri kötü o yüzden sana sevdiğin ev
yemeklerinden getiricem.. başhemsireyle bu konuyu ayarlamıştım bile..
2.
yıl:
"Bak tatlım, bu öksürükler iyiye işaret diil.. aile doktorumuzu
aradım bugün bi ara uğrayip sana bi bakıcak.. Şimdi neden gidip yatmıyorsun
senin dinlenmen lazim.."
3. yıl:
"Hayatım birak şimdi yemek
yapmayı da git yat.. ben sana yiyecek bişeyler hazırlarım.. hey evde hazır çorba
var mı?"
4. yıl:
"Bu hasta halinle kendini yormanı istemiyorum..
bulaşıkları bitirip çocukları da yıkayıp yatırdıktan sonra lütfen sen de yat
dinlen..."
5. yıl:
"Madem hastasın niye bi aspirin
almıyosun?"
6. yıl:
"Orda köpek gibi hırlıycağına git banyoda
gargara yap bişey yap boğazını temizle..!"
7.yıl:
"Allahaskına bu
öksürükler ne zaman biticek?? Etrafa saçtığın mikrop da cabası..beni de mi hasta
etmeye çalışıyorsun sen..!!!!"
« Önceki :: Sonraki »